Şişli'de Tatlı Krizi: Akşamın Sonuna Tatlı Bir Nokta

Akşam yemeğinin ardından koltuğa kurulmuşken içimden bir ses "bir tatlı olsa" dedi ve o ses bir kere çıktı mı susmuyor, bilirsiniz. Şişli'de tatlı krizi çok yaygındır; belki de semtin hareketli temposu insanı gün boyu koştururken, akşam olunca kendine küçük bir ödül vermek istiyorsun. Ben de öyleyim. Gülbahar tarafında akşamüstü camekânında baklavaları ışıl ışıl dizili bir tatlıcının önünden geçerken adımlarım hep yavaşlar, göz ucuyla bakmadan edemem. O fıstığın yeşili, şerbetin parıltısı insana göz kırpıyor resmen.
Tatlı meselesinde Şişli ikiye bölünür sanki: şerbetliciler ve sütlücüler. Baklava, künefe, şöbiyet bir tarafta; sütlaç, kazandibi, profiterol öbür tarafta. İkisinin de kendi hayranı var ve bu tartışma asla bitmez. Bana kalırsa mesele ruh hâline bakar; ağır bir et yemeğinden sonra hafif bir sütlü tatlı iyi gelir, ama canın gerçekten şımarmak istiyorsa sıcak künefenin üstüne dökülen o kaymak başka hiçbir şeye benzemez. Şişli yemek siparişi verirken çoğu kişi yemeğin yanına tatlıyı da ekliyor, çünkü ayrı sipariş vermek yerine hepsi bir arada gelsin istiyorlar; gayet mantıklı.
Şerbetli mi, Sütlü mü?
Künefe sıcak gelmezse yarısı kaybolur, bunu baştan söyleyeyim; o peynirin uzaması, üstündeki kıtır kadayıf ancak sıcakken hakkını verir. Baklava ise daha sabırlı, yolda pek bozulmaz, ama iyi baklava tazeyken hamurunun çıtırlığını korur. Sütlü tatlılar akşam serinliğinde buzdolabından yeni çıkmış gibi soğuk gelmeli; ılık bir kazandibi kimseyi mutlu etmez. Eskişehir Mahallesi'nde çocukluğumda bir mahalle tatlıcısı vardı, sütlacın üstünü fırında öyle güzel kızartırdı ki, o kokuyu hâlâ hatırlıyorum.
Tatlı, karnını doyurmak için yenmez; günün sonuna konan tatlı bir noktadır. O yüzden acele edilmez, her kaşık ayrı bir keyif olarak tadılır.
Sipariş Verirken Aklında Olsun
Tatlıyı getirtirken sıcak-soğuk ayrımına dikkat etmek gerçekten önemli. Künefe, tulumba gibi sıcak sevilen tatlıları yakın bir yerden almak lazım ki masaya geldiğinde hâlâ o ilk hâlinde olsun. Ben bu yüzden hızlı teslimat yapan yerlerden tatlı siparişi vermeye özen gösteriyorum. Bir de porsiyonu abartmamakta fayda var; "az olsun" der insan ama camekândaki her şey güzel görünür ve elin istemeden büyük siparişe kayar, sonra da "neden bu kadar aldım" dersin. Tanıdık gelen bir durum, biliyorum.
Duatepe'nin yokuşunu tırmanıp eve vardığında, kapının zili çalıp o tatlı kutusu eline geçtiğinde günün bütün yorgunluğu bir anda tatlanıyor işte. Şişli hızlı, kalabalık, bazen yorucu bir semt; ama akşamın sonunda küçük bir tatlı molası, bütün bu koşuşturmayı affettiriyor insana. Sen de kendine bu iyiliği yap, bir kaşık al ve gözlerini kapat. Bazen mutluluk gerçekten bir dilim baklava kadar yakın.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim