Kağıthane'de Hafta Sonu Kahvaltısı: Geç Kalkmanın Ödülü

Cumartesi sabahı perdeyi araladığımda Çeliktepe'nin sırtından güneş henüz yeni yükseliyordu, sokakta ne korna vardı ne inşaat gürültüsü; sadece bir simitçinin uzaktan gelen sesi. Kağıthane'nin hafta sonu sabahları, hafta içindeki o telaşlı halinden tamamen kopar. Semt sanki derin bir nefes alır. İşte tam bu sessizlikte, aceleye gerek olmadan kurulan kahvaltı sofrasının tadına doyum olmuyor.
Ben hafta içi kahvaltıyı ayaküstü geçiştiren biriyim, itiraf edeyim. Ama cumartesi başka. O gün masayı gerçekten kurmak, ortaya birkaç çeşit koymak, çayı demlerken acele etmemek istiyorum. Sorun şu ki, bu semtte hafta sonu geç kalkmayı sevenler çoktur ve o saatte fırına, kahvaltıcıya gitmek için giyinmek çoğu zaman gözümüzde büyür. İşte o tembellik anında sofranın hazır gelmesi, hafta sonunun en güzel ödülü oluyor.
Serpme mi, seçmeli mi, işte kahvaltı ikilemi
Kağıthaneli kalabalık sofrayı sever. Peynirin birkaç çeşidi, sıcacık gelen bir menemen ya da sahanda yumurta, zeytin, bal-kaymak ve mutlaka taze bir şeyler. Bana kalırsa hafta sonu kahvaltısının ruhu bolluğunda; herkes uzanıp alsın, sohbet uzasın, çay bitmesin. Kalabalık bir sofrada serpme mantıklı oluyor, ama iki kişilik sakin bir sabah için seçmeli gitmek daha keyifli; ne istiyorsan onu, boşa gitmesin.
İyi bir hafta sonu kahvaltısının ölçüsü masadaki çeşit sayısı değil, sofradan kalkmak için kimsenin acele etmemesidir. O sabah zaman durmalı.
Sıcak gelmesi gereken şeyleri, yani menemeni ya da yumurtayı ayrı paketletmekte fayda var; böylece yolda soğuyup birbirine karışmıyor. Bir de çayı ben kendim demlemeyi tercih ederim, o kokuyla uyanmak sofranın yarısı zaten. Geri kalanı, yani o zahmetli hazırlığı dert etmeden kahvaltı siparişi ile halletmek, cumartesi sabahının stresini alıp götürüyor.
Semtin sabahı, insanı yavaşlatır
Kağıthane hafta içi hızlıdır, herkes bir yere yetişir; ama hafta sonu bambaşka bir yüz takınır. Çocuklar sokağa iner, komşular balkonda çay içer, dere kenarında yürüyüşe çıkanların adımları bile ağırlaşır. Bu yavaşlık bulaşıcıdır. Talatpaşa'nın apartmanları arasından yükselen kahvaltı kokuları, sanki bütün mahalleyi aynı sofraya davet eder. Ben bu ortak sabah ritüelini çok seviyorum; şehrin hızından bir kaçış gibi.
O yüzden hafta sonu geldiğinde kendinizi yormayın derim. Geç kalkın, perdeyi aralayın, güneşin Çeliktepe'nin arkasından doğuşunu izleyin. Sofrayı kurma zahmetini isterseniz Kağıthane yemek siparişi ile devredin, siz sadece çayı demleyin ve keyfinize bakın. Kağıthane kahvaltı deyince aklıma gelen şey işte bu: acelesiz, kalabalık, güneşli ve hiç bitmesin istenen bir sabah.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim