Eyüpsultan'da Akşam Olunca: Sofraya En Yakın Sipariş

Cami avlusundan son cemaat dağılırken, meydandaki güvercinler de yerini akşamın o tuhaf sessizliğine bırakır. İşte tam o saatte, Haliç'e bakan balkonlarda bir telaş başlar: bu akşam ne yesek? Biz buralı olarak biliriz, Eyüpsultan yokuşları yorucudur; işten dönüp bir de fırına, manava, kasaba koşmak çoğu akşam gözünüzde büyür. Ben de senelerce o yokuşu çıktım, söyleyeyim, kolay değil.
Semtin garip bir hâli var. Bir yanda türbe çevresinin turistik telaşı, öte yanda Nişancı'nın sırtlarındaki sakin apartmanlar. Akşam yemeği ihtiyacı da bu iki dünyada aynı değil. Turist kalabalığı çekildikten sonra esnafın çoğu kepenk indirir, mahalleli evine kapanır. O saatte sıcak bir tabak yemeğe ulaşmak, otuz yıl önce hayaldi. Şimdi telefonun başında birkaç dokunuş yetiyor.
Neden evden sipariş, neden bu semtte daha mantıklı?
Eyüpsultan'ın coğrafyası dik. Pirinççi tarafına doğru çıkarken nefesiniz kesilir, kışın buz tutan kaldırımlar da cabası. Böyle bir yerde akşam yemeğini ayağınıza getirtmek lüks değil, resmen akıl işi. Eyüpsultan yemek siparişi verirken ben genelde şu mantığı güderim: kalabalık bir sofraysa etli bir ana yemek, tek başımaysam hafif bir şeyler. Semtteki ocakbaşılar ve ev yemeği yapan küçük lokantalar bu konuda cömerttir; porsiyonlar dolgun gelir.
Buralarda bir söz vardır: "Yokuşu çıkma, yemek sana insin." Eskiden şaka gibiydi, şimdi günlük hayatın kendisi oldu.
Akşamın yıldızı çoğu evde dönerdir, itiraf edelim. Sıcacık lavaşın içinde, közün kokusu daha kapıdayken burnunuza gelir. Canınız öyle çektiyse döner tarafına bir göz atın; hızlı gelir, herkesi memnun eder, çocuk da yer büyük de. Ama semtte iş sadece dönerle bitmiyor; tencere yemeği, ızgara, pide derken seçenek bol.
Küçük bir tavsiye, büyük bir rahatlık
Bana kalırsa akşam siparişinin püf noktası saatlemek. Yedi buçuğu geçince Odayeri gibi biraz kenarda kalan yerlerde teslimat uzayabiliyor; erken davranırsanız yemek sıcak sofraya varır. Bir de şu var: hava kararınca semtin o serin rüzgârı iyice sertleşir, kapıyı açtığınızda üşümek istemezsiniz. Sıcak poşetin kapıda beklemesi, o rüzgâra karşı küçük bir zafer gibi geliyor bana.
Sonuçta akşam yemeği sadece karın doyurmak değil; günün yorgunluğunu bir kenara bırakıp sofraya oturmak. Eyüpsultan gibi hem tarihi hem yorucu bir semtte, bu keyfi kaçırmamak için bazen en doğru hamle, telefonu eline alıp "bu akşam mutfağa girmiyorum" demek. Deneyin, pişman olmazsınız. Hem yokuş da hep orada, yarın çıkarsınız.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim