Esenler'de Akşam Yemeği Derdine Pratik Bir Çözüm

Otogardan inen otobüslerin homurtusu daha kesilmeden, akşamüstü Esenler sokakları bir başka kalabalıklaşır. Metrodan boşalan iş insanları, Davutpaşa tarafından sarkan öğrenciler, elinde poşetle yokuş tırmanan teyzeler... Hepsinin kafasında aynı soru döner: akşama ne pişecek, pişmeyecekse ne söylenecek? Biz buralı olarak iyi biliriz, bu ilçede akşam yemeği meselesi hiçbir zaman kolay olmadı. Yokuşlar dik, TEM'e doğru trafik kilit, insanın bazen mutfağa girecek mecali kalmıyor işte.
Akşamın altı buçuğu gibi Kazım Karabekir taraflarında dolaşırsanız, apartmanların pencerelerinden karışık kokular gelir. Birinden soğan kavrulur, ötekinden tereyağı yanığı, bir başkasından tavuğun cızırtısı. Ama herkesin bu koşuşturmaya vakti yok. Gün boyu ayakta çalışan biri eve geldiğinde, tencerenin başında bir saat geçirmek istemez. İşte tam burada, telefonu açıp birkaç dokunuşla siparişi vermek insanı rahatlatıyor.
Ne Yesek Diye Düşünürken
Esenler'in güzel yanı, mutfağının çeşitli olması. Anadolu'nun dört bir yanından göç almış bir ilçe burası; dolayısıyla bir sokakta ev yemekçisi, yanında ızgaracı, karşısında pideci bulursunuz. Akşam canınız hafif bir şey isterse mercimekli bir çorbayla geçiştirirsiniz, ama bir de bakmışsınız ki karnınız zil çalıyor, o zaman iş değişir. Böyle günlerde çoğumuz sıcak, doyurucu bir şeye yöneliyoruz. Mesela dumanı üstünde bir döner paketi kapıda belirince, o günün yorgunluğu bir anda dağılıyor.
Buralarda bir laf vardır: "Yokuşu çıkan adama tencere yıkatma." Yani akşam eve zor gelen insana bir de bulaşık derdi bindirmeyeceksin.
Sipariş vermenin bir başka kolaylığı da, ailedeki herkesin ayrı ayrı isteğini karşılayabilmesi. Çocuk pizza ister, eşiniz ızgara köfte, siz belki bir çorbayla yetinirsiniz. Eskiden bunların hepsini ayrı ayrı yerlerden toparlamak eziyetti. Şimdi ise tek bir yerden, üstelik mahallenizdeki esnaftan sipariş verebiliyorsunuz. Atışalanı'nda oturan bir komşum, akşamları çocuklarıyla "bugün kimin sırası" diye seçim yaptıklarını anlatmıştı; küçük bir aile geleneğine dönüşmüş resmen.
Mahalle Esnafını Desteklemek
Bunu söylemeden geçmeyeyim: kapıya gelen o paketin arkasında genelde sizin sokağınızdaki bir dükkân var. Yani hem karnınızı doyuruyorsunuz hem de mahallenizin esnafına destek oluyorsunuz. Namık Kemal'deki küçük lokantalar, Fatih taraflarındaki aile işletmeleri... Bunların ayakta kalması bizim gibi müşterilere bağlı. Esenler yemek siparişi vermek, aslında hem kendi akşamınızı kurtarmak hem de komşunuzun tezgâhına bir el uzatmak demek. Akşam yemeği bahanesiyle bu kadarını yapmak da fena değil bence.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim