Çekmeköy'de Akşam Olunca: Sipariş Verirken Kafamdan Geçenler

Akşamüstü saat altıyı geçiyordu, Çatalmeşe tarafından o ince serinlik yeni yeni iniyordu ki, mutfakta durup buzdolabına baktım. İçi doluydu ama canım hiçbir şey istemiyordu. Buralı olan herkes bilir bu hâli. Gün boyu şehirde koşturmuşsun, Şile Yolu'nun trafiğinde kalmışsın, eve gelmişsin ve tencereyle uğraşacak hâlin yok. İşte tam da bu yüzden Çekmeköy'de akşam yemeği meselesi bende ayrı bir yere oturur.
Bizim ilçenin bir tuhaf tarafı var; hem site hem köy gibi. Aydınlar'ın yukarısına doğru çıkarsan orman kokusu alırsın, aşağıda ise apartmanlar sıra sıra dizilmiş. Bu karışıklık yemek zevkine de yansıyor doğrusu. Kimi komşu ocakbaşı ızgara ister, kimi çocuklara pizza söyler, kimi de sıcacık bir ev yemeği arar. Ben genelde havaya bakarım. Rüzgâr sertse köfte-piyaz, sıcaksa daha hafif bir şeyler.
Ne Zaman Neyi Söylerim
Hafta içi akşamları benim için pratiklik önemli. Çocuk yorgun, ben yorgun, kimse mutfakta oyalanmak istemiyor. O günlerde Çekmeköy yemek siparişi verirken gözüm hep çabuk gelen, sıcak duran şeylerde olur. Bir tabak ızgara, yanında bol soğan, közlenmiş biber. Bazen de dönerciye takılırım, çünkü akşamın o saatinde sıcak bir döner dürümün kokusu insanı diriltiyor valla. Kapı çalar, poşeti alırsın, daha salonda açmadan koku evi sarar.
Hafta sonuna doğru işler değişir. Cumartesi akşamı biraz daha keyif meselesidir bende. Misafir gelecekse sofra kurulacak, o zaman iş büyür; birkaç çeşit, bir mezeli başlangıç, ortaya konulacak sıcak bir şey. Koçullu'daki bir arkadaşım vardır, o her cumartesi mutlaka farklı bir yer dener ve ertesi gün beni arayıp anlatır. Sağ olsun, benim keşif işimin yarısını o yapıyor.
Bir akşam Kirazlıdere'de oturan teyzem demişti: "Kızım, yemek dediğin sıcak gelecek, koku evi tutacak, gerisi teferruat." O günden beri sıcaklığı her şeyin önüne koyuyorum.
Mahalleye Göre Küçük Notlar
Çekmeköy geniş bir yer, bir ucundan bir ucuna gitmek zaman alır, bunu sipariş verirken de hesaba katmak lazım. Merkeze yakın oturuyorsan seçenek bol, mahalle aralarında biraz daha sabırlı olmak gerekebilir. Bense şunu öğrendim: acele ettiğin akşam basit söyle, keyif yapacağın akşam biraz bekle ama güzelini iste. Soğukpınar tarafındaki komşularım bilir, oralarda akşam serini çöktü mü insanın içi ısıtacak bir tabak arıyor.
Sonuçta akşam yemeği sadece karın doyurmak değil bence, günü kapatma törenidir. Işıkları kısarsın, tabaklar masaya gelir, bir kadeh ayran ya da şalgam, ve o ilk lokmayla birlikte gün nihayet biter. Çekmeköy'de yaşamanın güzel yanı da bu; şehrin gürültüsünden biraz uzakta, ormanın dibinde, kendi sofranı kurabiliyorsun. Ben bu akşam ne yiyeceğime hâlâ karar veremedim ama bir fikrim oluşmaya başladı bile.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim