Beylikdüzü'nde Çorba: Deniz Rüzgârı Kemiğine İşleyince

Aralık akşamı sahilden esen o nemli soğuk var ya, insanın paltosunun içine kadar giriyor. Beylikdüzü'nde kış başka türlü hissedilir; deniz kenarı olduğu için soğuk kuru değil, ıslak ve sinsi. Böyle akşamlarda eve girer girmez aklıma ilk gelen şey bir kâse sıcak çorba oluyor. Başka hiçbir şey o üşümeyi almıyor.
Hangi çorba, hangi akşam?
Bende çorbanın ruh hali gibi bir sınıflandırması var, gülme. Yorgun ve keyifsizsem mercimek; sade, ısıtan, güven veren. Geç saatte eve dönmüşsem, belki dışarıda biraz fazla kaçırmışsam işkembe ya da kelle paça — o başka bir ihtiyaç. Dereağzı tarafından geçerken kışın buhar tüten kâseleri görürdüm, camları buğulu; içim ısınırdı bakarken bile. Şimdi o sıcaklığı eve getirtiyorum, aynı his.
Çorba fakir yemeği sanılır ama iyi bir çorba, en pahalı tabaktan daha çok ısıtır insanı. Kışın Beylikdüzü'nde bunu her yıl yeniden öğreniyorum.
Sipariş verirken yanına limon ve pul biber istemeyi unutma, çorbanın yarısı o dokunuşta saklı. Çorba siparişi verirken ben genelde iki kişilik söylüyorum, birini akşam içiyorum diğerini sabaha bırakıyorum — kışın sabah çorbası ayrı bir lüks. Mahallendeki sıcak seçenekleri görmek istersen Beylikdüzü yemek siparişi sayfasından bakabilirsin, soğuk akşamlar için tam aradığın şey orada.
Bir de şu var: çorba en çabuk soğuyan şey, o yüzden en yakın yeri seçmek burada gerçekten önemli. Kâse elime geldiğinde hâlâ buhar tütüyorsa gününüz kurtulmuş demektir. Gürpınar tarafındaki bir komşum kışın neredeyse her akşam çorba içiyor, alışkanlık demiş bana; haksız da değil. Deniz kenarında yaşayınca sıcak bir kâse, battaniye kadar kıymetli oluyor. Beylikdüzü'nün kışı zorlu ama çaresi elimizin altında.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim