Beylikdüzü'nde Akşam Yemeği: Rüzgâr Sertleşince Kapıya Gelen Sıcaklık

Sahil boyunca yürürken rüzgâr ikindiden sonra sertleşmeye başladı mı, o gün dışarı çıkma niyetim çoktan biter. Beylikdüzü'nde yaşayan bilir; deniz burada güzeldir güzel olmasına ama akşamüstü insanı eve kovalar. Ben de öyle akşamlarda mutfağa girmek yerine telefonu elime alıyorum, koltuğun köşesine kuruluyorum.
Akşam yemeği derdi buralarda başka
Semtin yeni tarafı, geniş caddeleri, sıra sıra siteleriyle biraz dağınıktır. Marmara Mahallesi'nden bir arkadaşına gideceksen yarım saatini yolda geçirirsin, üstüne bir de park yeri derdi. O yüzden biz buralı olarak akşam yemeğini çoğu zaman eve getirtmeyi seçeriz. İş çıkışı metrobüsten yeni inmiş, ayakları şişmiş biri kalkıp ocak başında dursun, değil mi? Bana kalırsa akşamın hakkını vermek başka bir şey.
Bir tabak sıcak yemeğin tam kapına gelmesi, bazen bütün günün en iyi anı oluyor — abartmıyorum, deneyen anlar.
Sipariş verirken tek kişilikse ızgara bir şeyler, kalabalıksa ortaya konuşacak tabaklar seçiyorum. Canım hafif ama doyurucu bir şey isterse döner her zaman kurtarıcıdır; hem çabuk gelir hem sofradaki herkesi memnun eder, kimse burun kıvırmaz. Menüyü karıştırırken Beylikdüzü yemek siparişi sayfasından mahalleye en yakın yerleri süzüyorum, böylece yemek soğumadan masaya oturuyorum. Yakınlık burada teslimat süresi demek, tabağın sıcaklığı demek.
Küçük bir uyarı vereyim: hafta sonu akşamları herkesin aklına aynı anda sipariş düşüyor, biraz erken davran. Sekiz buçuğu bulunca süreler uzayabiliyor, sabrın taşabiliyor. Ben yediyi yirmi geçe falan tuşluyorum, tam haberler biterken kapı çalıyor. Sahil'in o inatçı rüzgârına rağmen içerisi sıcacık, tabak buğu buğu. Cumhuriyet tarafında oturan komşum da aynısını yapıyor zaten, gördüm; akşam vakti bu semtte herkes biraz aynı huyda. Deniz kenarında yaşamanın bir bedeli var, o da eve kapanmak; biz de tadını çıkarıyoruz.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim