Beykoz'da Tatlı Krizi: Akşamın O Saati

Akşam yemeği bitti, tabaklar toplandı, herkes koltuğa yayıldı. Ve işte o sinsi his: içimden bir yer tatlı istiyor. Beykozlu bilir, bu kriz habersiz gelir ve dinlemek bilmez. Acarlar'da oturduğum yıllardan beri aynı sahne tekrarlanır durur bizim evde. Yemekten sonra biri mutlaka "ya bir tatlı olsa" der, sonra hepimiz aynı fikirde birleşiriz.
Şerbetli mi Sütlü mü?
Ezeli mesele. Evde ikiye bölünürüz. Bir taraf baklava, künefe gibi şerbetlilerden yana; sıcak, bol fıstıklı, üstüne kaymak. Öteki taraf sütlacı, kazandibini savunur, hafif diye. Bana kalırsa mevsime bakar. Yazın Boğaz kenarında dondurma başka bir keyif ama Beykoz'un serin akşamlarında sıcak künefenin yeri apayrı. Kavacık tarafında akşam gezmesinden dönerken canım hep tatlı çeker, o yokuşları çıkınca insan kendini ödüllendirmek istiyor herhalde.
Tatlı, yemeğin sonuna konan noktadır. O nokta konmadan cümle bitmiş sayılmaz. Küçük bir kase bile olsa, akşamı tamamlayan odur.
Benim çözümüm hazır: kriz başlar başlamaz tatlı siparişi veriyorum, tartışma daha bitmeden karar verilmiş oluyor. Kalabalıksak birkaç çeşit alıyoruz ki herkes kendi tarafını savunmaya devam etsin, sonu gelmez o tartışmanın ama tatlısı gelir en azından. Beykoz yemek siparişi ile mahallenin tatlıcısını, o bildiğin fıstıklı künefeyi yapan ustayı görmek de güven veriyor; taze mi taze geliyor kapıya.
Küçük bir uyarı: şerbetli tatlıyı hemen yiyin, beklerse tadı düşer. Sütlüyü ise buzdolabına atıp biraz soğutmak isteyebilirsiniz, keyfe kalmış. Bir de künefe söylediyseniz üstüne kaymak istemeyi unutmayın, olmazsa olmaz. Akşamı böyle tatlıya bağlamak var ya, insanı ertesi güne gülümseyerek uğurluyor. Afiyet şeker olsun.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim