Ataşehir'de Döner ve Dürüm: Ekmek Arası mı, Dürüm mü Derdi

Öğle arasında Aşıkveysel civarında yürürken burnuma çarpan o kömür kokusu var ya, insanın adımını yavaşlatan cinsten. Bir dönercinin önünden geçip de hiç durmamak, bana göre irade değil inatçılıktır. Buralı olarak söyleyeyim, Ataşehir dönere ciddi bir semttir. Plazalarda çalışan kalabalık öğlen yarım saate sığdırmaya çalışır her şeyi, o yüzden döner burada hem hızlı hem de gönül rahatlatan bir çözüm olmuş. Ayaküstü bile olsa hakkını verirler.
Ekmek arası mı, dürüm mü
İşte asıl kavga bu. Ben yıllardır dürümcüyüm, itiraf edeyim. Lavaşın içine sarılmış et, biraz domates, közlenmiş biber, tam kıvamında acı sos... elde taşınır, yürürken yenir, üstelik gömleğe bulaşma riski daha az (plaza çalışanı bilir bu kaygıyı). Ama ekmek arasının da kendine has bir cazibesi olduğunu inkar edemem. Sıcak somunun kenarı çıtır olsun, içi yumuşacık kalsın, gerisi kendiliğinden gelir. Hangisini seçersen seç, iyi bir döner siparişi günü kurtarır. Yeni Çamlıca yönünde bir tanıdık vardır, o sadece porsiyon yer, "ekmek dönerin tadını gölgeler" der. Herkesin bir teorisi var yani.
İyi döner, etin ince kesilmesinden değil; ustanın bıçağı ne zaman çekeceğini bilmesinden anlaşılır. Gerisi malzeme meselesi.
Gece geç saatte canın çektiğinde de döner imdada yetişir. Ataşehir'in bir güzelliği de bu; semt geç yatar, o yüzden geç saatte bile sıcak bir şeyler bulmak dert değil. Ben bazen akşam yemeğini düşünmeye üşendiğimde doğrudan Ataşehir yemek siparişi verip işi dönere bağlarım, hiç pişman olmam. Yanına turşu suyu, bir de ayran; bu üçlü bozulmaz. Küçük not: acı sosu "az" diye söyleseniz bile bazen usta cömert davranır, mendili hazır bulundurun. Afiyet olsun.
Okudun, acıktın değil mi?
Uygulamada mahallenin restoranlarını gör, birkaç dokunuşla sipariş ver.
🍔 Hadi Sipariş Verelim